Psikoloji 4 dk okuma Selin Yalçınkaya
İlişkide Sürekli Geçiştirme Yapıyorsanız: Duyguları Bozan 7 Davranış
Geçiştirme bir süre sonra mesafe üretir. Duyguları bozan 7 davranışı fark edin, konuşmayı yeniden onarıcı hale getirin.
Geçiştirme, fark etmeden duygusal mesafe biriktirir
“Şimdi değil”, “abartıyorsun”, “zaten geçer” gibi tepkiler ilk anda işi yumuşatıyor gibi görünür. Ama aynı tutum tekrar ettiğinde, karşınızdaki kişinin duygusu karşılık bulmadığı için zamanla geri çekilir. Sonuç; konuşmanın yerini sessizlik, yakınlığın yerini temkin alır.
Geçiştirme her zaman kaba bir niyetle yapılmaz. Yorgunluk, stres, ne diyeceğini bilememek ya da tartışmadan kaçma isteği de bunu tetikleyebilir. Yine de etkisi değişmez: Duygu küçüldükçe ihtiyaçlar görünmez olur.
Geçiştirmeyi gösteren ilk işaretler
Bazen sorun, söylenen şeyden çok “nasıl” söyleniyor olmasındadır. Karşınızdaki kişi bir konu açtığında göz teması kaçıyor, söz yarım kalıyor ya da hemen başka şeye geçiliyorsa, mesaj şudur: “Bu his şu an benim gündemime girmiyor.”
Bir başka işaret, konuşmaların hep aynı yere takılmasıdır. Siz konuyu kapattıkça karşı taraf yeniden deniyor; siz yeniden açılınca yine kaçıyor. Bu döngü uzadıkça güven azalır ve “beni gerçekten duymuyor” duygusu büyür.
Duyguları bozan 7 geçiştirme davranışı
-
Konuyu anında başka yere çekmek
Karşı taraf bir şey hissettiğini söylediği anda ortamı yumuşatmak için konuyu dağıtabilirsiniz. Ancak bu, duygunun bitmesine değil, sadece ertelenmesine yol açar. Kişi “Benim anlattığım önemli değil” hissine kapılabilir.
-
Cümleyi yarım bırakıp “tamam” demek
“Tamam, anladım” demek bazen iyi niyettir. Fakat neyi anladığınızı netleştirmeden kapatmak, karşı tarafın duyulmadığını düşünmesine neden olur. Kişi, geri bildirim almak yerine bir kapanışla karşılaşmış olur.
-
Hemen çözüm önerip duyguyu atlamak
“Bunu şöyle yap”, “şunu deneyin” gibi öneriler, duygunun üstünü örtebilir. Karşı taraf önce “anlaşıldım” demek ister. Duygu yok sayıldığında öneriler, küçümseyici bir pratik kontrol gibi algılanabilir.
-
“Abartıyorsun” ya da duyguyu küçümseyen ifadeler
“Bunda bu kadar önemli ne var?” tarzı cümleler, karşı tarafın his haritasını geçersiz kılar. Duygusu küçüldüğünü hisseden kişi, bir daha kolay kolay açılmaz. Bu da mesafeyi kalıcılaştırır.
-
Zamanlama bahaneleriyle ertelemek
“Şu an uygun değil”, “sonra konuşuruz” demek bazen gereklidir. Ama bir plan ve net dönüş zamanı yoksa bu, belirsiz bir askıda bırakma olur. Bekleyen kişi, ertelenmenin kendisine ait bir suçluluk gibi görünmesine razı olmak zorunda kalabilir.
-
Konuyu “benim başıma da geldi” diye döndürmek
Karşı tarafın yaşadığı duygu konuşulurken dikkati kendi deneyiminize çekmek geçiştirmeye dönüşebilir. Empati niyetli olsa bile, odak kaydığı için karşı taraf “Benimle ilgilenmiyorsun” hisseder. Bu yüzden benzerlik yerine gerçekten dinlediğinizi göstermeniz önemlidir.
-
“Ben öyleyim” diyerek sorumluluğu kapatmak
“Benim karakterim böyle” ya da “zaten ben konuşmam” gibi ifadeler, değişme ihtimalini kapatır. Karşı taraf, çaba beklediği bir noktada “yapılacak bir şey yok” mesajı alır. Bu da duygunun yalnız kalmasına sebep olur.
Geçiştirme döngüsünü fark edince, küçük bir davranış değişikliği bile konuşmayı yumuşatır. Mesela önce duyguyu adlandırıp ardından zamanı ve niyeti netleştirmek çoğu zaman işe yarar. “Şu an toparlanamadım, seni duymak istiyorum; birazdan şu sorunu konuşalım” gibi.
Benzer bir şekilde, rutinleri düşününce pratik davranışların arka planında hep bir ihtiyaç vardır; evde düzeni etkileyen bazı ipuçları da hemen göze çarpmaz. Eğer ev içindeki “arıyor gibi görünen” davranışları da anlamak isterseniz, Neyi Arıyor 8 Davranış başlığı bu bakışa yakın bir örnek sunuyor.
Geçiştirmeyi azaltmak için konuşmayı yeniden kurun
İlk adım, “konuyu kapatma” refleksini yakalamaktır. Bir şeye cevap vermeden önce, karşı tarafın duygusunu kısa bir cümleyle yansıtmak güven verir. Bu yansıtma uzun olmak zorunda değildir; amaç, duygunun yerini bulmasıdır.
İkinci adım, “hazırım/hazır değilim” ayrımını netleştirmektir. Zihnin dağınıksa bile, niyetinizi açık ederseniz bekleme hissi azalır. “Şu an konuşacak enerji yok, ama yarım saat sonra döneceğim” gibi somut bir çerçeve, ertelemenin belirsizliğini kırar.
Üçüncü adım, konuşma bittiğinde küçük bir kapanış yapmaktır. “Seni duyduğumu anlıyorum ve bunu not alıyorum” hissi, bir sonraki seferin daha güvenli başlamasına yardım eder. İlişki dili “sorunu hemen çözme”den çok “anlam kurma”ya kaydığında geçiştirme azalır.
Kısa toparlama: Duyguyu küçültmeyen bir dil mesafeyi kapatır
Geçiştirme, çoğu zaman niyet değil etki üretir: duygu karşılık bulmadığında yakınlık geri çekilir. Hangi davranışın sizi o noktaya taşıdığını görürseniz, konuşmayı kapatmak yerine duyguya alan açabilirsiniz.
Konuşmalar çok sık tıkanıyorsa, ikinizin de rahat hissedeceği bir düzen kurmak için profesyonel destek almak da yardımcı olabilir. Bu, “yanlışsın” demek değil; süreci yeniden öğrenmek demektir.